Burjuvaziye ve onunla işbirliği yapan sendikalara, onların savaşları için sınıf kardeşlerimize karşı silah doğrultmayacağımızı gösterelim!
İşçiler, emekçiler, kadınlar, LGBTI+lar ve tüm ezilenler!
CDU/CSU ile SPD arasındaki siyah-kırmızı koalisyon resmen kuruldu. Hükümet değişikliğiyle bir iyileşme bekleyenler yanıldılar; yeni hükümet de yine zenginlerin çıkarına, işçi sınıfının zararına çalışacak. Koalisyon sözleşmesi, kapitalistlerin çıkarlarının açıkça korunduğunu göstermektedir.
Alman emperyalizmi, Quandt ailesi gibi zenginlerin servetlerini daha da artırmak için silahlanmaya hız veriyor. 2022’de oluşturulan 100 milyar avroluk özel fon ve borç freninin askıya alınması da bu amaca hizmet ediyor.
Emperyalistlerin çıkarları için planlanan savaşlara daha çok asker gerektiğinden, genç erkekler önce muayeneye çağrılacak; yeterli gönüllü bulunamazsa zorla askere alınacak. İşsiz ve yoksul gençler, ekonomik vaatlerle askerliğe özendirilmeye çalışılacak. Bu sistem, gönüllülük gibi gösterilse de, aslında gizli bir zorunlu askerliktir.
Yoksulluğa mahkûm edilen emekliler de aynı “İsveç modeli” hilesiyle sonuna kadar sömürülecek. Her şey biçimsel olarak gönüllülüğe dayalı gösterilse de, işçi ve emekçiler ekonomik sıkıntılardan dolayı bu yeni koşullara mecbur bırakılacak. 67 yaş üstünde çalışmak zorunda kalanlar, 2000 Euroya kadar gelirlerinde vergi ödemeyecekler. Özellikle eşit işe daha düşük ücret aldıkları için daha düşük emeklilik maaşı alan kadınlar bu yasadan daha fazla etkilenecek.
Günlük azami çalışma süresi haftalık çalışma süresiyle değiştirilecek. Bu değişiklikle, işçi sağlığı ve iş güvenliği yok sayılarak, işçilere günlük 8 saatten fazla çalışma dayatılacak. Alman devleti, işçilerin ekonomik baskı altında oluşunu kullanarak fazla mesaiyi vergiden muaf tutacak ve böylece işçilerin daha fazla sömürülmesini sağlayacak. Zorlu mücadelelerle kazanılmış sekiz saatlik iş günü hakkı adım adım geri alınacak.
Almanya‘da bu yılın ilk beş ayında 27 kadın, erkekler tarafından katledildi. Kadın cinayetlerine ve patriyarkaya karşı mücadele yalnızca kadınların değil, işçi ve emekçi erkeklerin de önünde duran bir görevdir. Sınıf içinde kadınların eşitliği için; eşit işe eşit ücret, ev içi emeğin ücretlendirilmesi ve kadınların ile LGBTI+‘ların bedenleri üzerinde tam söz hakkı için mücadele etmeliyiz.
Dünya genelinde de hak kayıpları yaşanıyor. ABD‘de kürtaj hakkı kaldırıldı, İngiltere‘de trans kadınlar artık kadın olarak tanınmıyor. Almanya‘da da kadınlara ve LGBTI+‘lara yönelik yeni saldırıları ve hak gasplarının planı yapılıyor.
Göçmenlere yönelik baskılar da artacak. Koalisyon sözleşmesine göre Afganistan ve Suriye gibi ülkelere sınır dışı işlemleri artacak. Küçük suçlar bile sınır dışı sebebi olabilecek. Zaten yetersiz yardımlarla açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilen mülteci işçi ve emekçilerin çalışmaları da engellenerek, kayıt dışı çalışmaya zorlanıyorlar.
Tüm bunlar, dünyada yükselen sağcı politikalara paralel ilerliyor.
Çözüm: Sosyalizm!
Yalnızca insanların ihtiyaçlarına göre planlanan demokratik bir üretim sistemi kapitalizmin krizlerine son verebilir. Üretim araçlarının toplum mülkiyetine geçirilmesi ve insanların kendi ihtiyaçları doğrultusunda örgütlenmesi gerekiyor.
Hiçbir burjuva partisi bunu savunmuyor; bu yüzden işçilere, kadınlara, gençlere ve LGBTI+‘lara yönelik sömürü her geçen gün artıyor. Bu nedenle kapitalizme karşı sosyalizm mücadelesini büyütmeli ve işçi sınıfı içerisinde yaymalıyız.
Tüm işçileri ve ezilenleri; sömürüye, ırkçılığa, patriyarkaya, savaşlara ve krizlere karşı onurlu bir yaşam için 1 Mayıs‘ta sokaklara çıkmaya çağırıyoruz!